ŞEHRİYÂR DERNEĞİ KURULUŞ BİLDİRGESİ

  • Şehirler, medeniyetlerin ruhunun bedenlendiği yerlerdir. Bir bedenin kalbine benzerler. Kalp nasıl manevi geleneğimizde ruhun aynası ise, şehir de o medeniyetin ruhunu yansıtır. Kalp, iyi bakılmadığında maddi olarak işlevsiz hale gelir ya da manevi olarak kirlenip, paslandığında ilahi ışığı yansıtamaz. Aynı şekilde şehirler de medeniyetleri yansıtamaz.

    Bugün şehirlere baktığımız kimliksiz, tarihsiz, hafızasız bir yer çıkmakta karşımıza. Şehirler sadece görsel şov yaparak var olma çabasında. Kapitalizm, şehirleri birer gösteri mekânına çevirirken cam, çelik ve betondan müteşşekil, ruhsuz, kimliksiz ticari yatırım ve kazanç mekânı haline getirmekte.

    Bu şehirler, şehir olma niteliğini kaybederek, kent olmaktadır. Kentler canlılığın ışığından yoksun, içinde hayvanların, bitkilerin ve bununla uyumlu mimari unsurların olmadığı; çocukların, yaşlıların, engellilerin ve kadınların yaşamakta zorlandığı yerler halini almaktadır.

    Şefkatin yerini acımasızlık, merhametin yerini özensizlik, fedakârlığın yerini bencillik almakta, insanlar zevklerin kölesi birer tüketici şekline bürünmektedir. Sosyal ilişkiler yerini giderek koyu bir yalnızlığa bırakırken, şehir de sosyal anlamda ıssızlaşmakta ve ceberut, zalim yerler olarak bilinir olmaktadır. Sosyalliğin olmadığı yerde huzurun yerini suçun yarattığı şiddetin alması doğal olacağından, şehirlerimiz giderek tehlikeli, yüreğimize korku salan yerler olmakta. İnsanlar ıssızlaşan yerlerde sokağa çıkmaya korkar hale gelip evlere kapanmaktadırlar. Bütün bunların sonucu insanlar birbirine olan güveni kaybettiğinden, güvenlik ancak polis zoru ile sağlanabilir bir hal almakta.

    Şehriyâr Derneği tam da bu kopya şehir mantığına, tek bir medeniyetin kendini dayatması biçiminde ortaya çıkan şehirleşme mantığına itiraz olarak ortaya çıkan bir harekettir.