ŞEHRİYÂR DERNEĞİNİN AMACI

Şehir, yaşayan bir organizmadır; Yolları, çarşıları, hastaneleri, okulları, meydanları, ibadethaneleri, mesire yerleri, parkları, ağaçları, hayvanları ve insanları ile…

Kendini tamamlayan vasıflara haiz olması beklenen şehir, ne kadar eksiği varsa mükemmelden yani insandan o kadar uzaktır…

Kendini güzelleştiren vasıflara ne kadar sahipse şehir, o kadar insana yakındır, “insani”dir…

Şehri güzelleştiren de çirkinleştiren de insandır; ve insan kendisine reva gördüğü muameleyi şehrine de yapar…

İnsanın güzelliği bedeni, ruhi hasletleri, davranışları ile bir bütündür; şehir de bütün vasıfları ve bu vasıflarının olgunluğu, güzelliği ile bir bütün olabilir.

Şehir; hayatımızı yaşadığımız yer değil sadece, hayvana, bitkiye, kurda-kuşa, nesnelere ve de tabii ki insana yani kendimize “hayat hakkı” tanıdığımız yerdir…

Şehriyâr; işte bu “hayat hakkı” felsefesinin savunucusu ve takipçisidir; Çünkü; İnsan ne kadar bir şehir gibiyse, şehir de o kadar insan gibi olmalıdır….